|
Çarşamba, 11 Temmuz 2007 |
|
CEVİZ VE KABAK Sıcak bir yaz gününde, Yemyeşil bir bahçede,Geziniyormuş Hoca, Sıcak vurmuş başına, Kalmış kan ter içinde Çökmüş ağaç dibine, Başlamış hemen seyre. Hoca ya onun özü,Birden takılmış gözü,Yağmur gibi yüzlerceAğaçtaki cevize.Verememiş bir mana,Yerde duran kabağa,Şaşmak da ne kelime,Dili dolanmış bir de:— Sen yücesin Allah’ım, Ben sana ne diyem,Bir şey desem gönlümce,Karışılmaz işine.Kafamdan büyük kabak,Kırk ceviz ancak bir tabak.Anlamsız bu bence,Kabak kalın sapı ince,Döner durum birden terse Şu cevize gelince. Söylerken bunu Hoca,Bir ceviz düşmüş kafaya.Küçük olsa da ceviz,Bırakmış iyi bir iz.Çok pişman olmuş Hoca,Gelmiş aklı başına:— Tövbe Allah’ım tövbe,Sual yok hikmetine. Şükür ki kabak yerde,Ağaç yuva cevize…İyi ki yanılmışım,Sonra ne yapardı başım? Bekir KÜÇÜKKONUKSAL
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Ağustos 2007 )
|