|
(Bu yazı altıncı ayımızda yazıldı.) www.yeniedebiyat.com’un yola çıkmasının üzerinden altı ay geçti. Altı ay aslında çokta uzun bir süre değildir. Ama başlangıcımızdan bugüne yeniedebiyat.com, bu kısa sürede çok şeyler yaşamış ve çok şeyler kazanmıştır. Kervan yolda düzülür hesabı ile sitemizi kurduğumuzda, dünyada beş on yıllık geçmişi olan internet dünyasının bir şekilde bir yerinden başlamamız gerektiğini düşünmüştük. Çünkü bu saha hem yeni hem de ne olacağı henüz belli değil. Bu belli olmayan haliyle birçok yeniye de gebe. Bugün bile henüz internet hukukundan bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle birçok site kendince tedbirlerle yollarına devam etmektedir. Dediğimiz gibi yeniedebiyat.com zihnimizde belirdiğinde, önümüzde iki yol vardı. Ya oturup taşların yerine oturmasını bekleyecektik ya da taşların yerine oturmasında karınca kararınca elimizi taşın altına koyarak katkı yapacaktık. Biz ikincisini seçtik. ıyi ki de seçmişiz. Çünkü pratikle ve teorinin birbirinden, hele internette ne kadar uzak ve uzaklaşmaya devam ettiğini gördük. Bu altı ay boyunca çok şey öğrendik sevgili dostlar. Birçok güzel şeyler yaşadık. Her şeyden önce bundan yıllarca önce “Bir gün sitemizi kurduğumuzda, Hasan Aycın ağabeyimizin birçok karikatüründe gördüğümüz basit çizimli ama çok derin manalar ifade eden kuşlarından birini kullanmak isterim.” demiştim. Öyle de oldu. Daha ilk günlerde Hasan Aycın ağabeyden böyle bir maksatla kuşlarından birine talip olduğumuzu söylediğimizde, “Bunu, beni aramadan da yapabilirdiniz. Çünkü çizimlerim ben çizene kadar benim, çizdikten sonra ise okurlarımındır. Ama siz aradınız, nezaket gösterdiniz. Helali hoş olsun.” sözleri bizleri ziyadesiyle sevindirdi. Ne demek? Kolay mı büyük ustanın çizgisini logo olarak kullanmak? Burada tekrar büyük usta Hasan Aycın’a teşekkür bir borç bildiğimizi yinelemek isterim. Bunun yanında okurlarımızın da takip ettiği gibi sık sık değişikliklere gittik. En güzeli, en iyiyi oluşturabilmek için uğraştık. Bu noktada altı ay gibi kısa bir sürede yenilenmeye ihtiyaç duyduk çünkü biz inanıyoruz ki yenilenmeyen yinelenir. Yinelenenlerse kaybolur. Geçen altı ayda, dünya dönmeye devam etti ve bu süreç içinde ıkinci Yeni’nin önemli kalemlerinden Attila ılhan’ı kaybettik. Yerinin doldurulamayacağına inandığımız ( bizce hiç kimsenin yerini doldurmak gerekmiyor. Çünkü yerini doldurmak statikliği gerektirir) büyük usta, isminin yanına yenilerinin eklenmesini murat etmekteyiz. Sevgili okurlar, son günlerde hayatımıza edebiyatın daha yoğun girmeye başladığını gördük. Özellikle yerel yönetimlerin desteklediği şiir, öykü yarışmaları ve yayıncılarımızın kayıtlara geçirdiği öykü ve roman kitaplarının basımındaki artış bu savımızı desteklemektedir. Bu nedenle burada özellikle anmak istediğim Ümraniye Belediyesinin ikincisini düzenleyerek gelenekselleştirdiği öykü yarışması, Türk Edebiyatı dergisi ile Eminönü ve Gönen Belediyelerinin ortak düzenlediği Ömer Seyfettin Hikaye Yarışması ve Bursa Osmangazi Belediyesinin düzenlediği Ahmet Hamdi Tanpınar hikaye yarışması, edebiyatın yeniden ve yoğun olarak insanmızın gündemine girdirmesine sevindik ve şahit olduk. Dileğimiz diğer yerel yönetimlerin, kurumların, insanların bu tür etkinliklerle geleceğimizin büyük ustalarının çıkışında katkılarının devam etmesidir. Sevgili dostlar, bu süreç içinde yeniedebiyat.com hiç beklenmedik ve düşünülmedik şekilde okul olma yolunda adımlar atmıştır. Çıktığımızda böyle bir düşünce ve iddia içinde değilken Anadolu’nun birçok noktasından okurlarımız bizi böyle bir sürece itti. Özellikle sitemizde bir hikâyesi yayımladığımız sevgili Semih Süren ve diğer arkadaşlar bizden çeşitli konularda rehberliğimize ihtiyaç duydular ve bunu bize ilettiler. Biz de bu sorumluluğu layığı ile yerine getirmeye çalıştık ve çalışmaya da devam edeceğiz. Yaşanan güzel gelişmelerden biri de çeşitli vesilelerle okurlarımıza duyurduğumuz, yazarlarımızdan Emine BOZKURT'un, Türk Edebiyatı Dergisi ile Eminönü Belediyesi ve Gönen Belediyesinin birlikte düzenledikleri Geleneksel Ömer Seyfettin Hikâye yarışmasında jüri tarafından mansiyona layık görülmesidir. şimdiye kadar çeşitli nedenlerle bu öyküyü sizlerle paylaşamadık. Ama bugünden itibaren isteyen okurlarımız bu güzel öyküyü sitemizden okuyabilirler. Sevgili dostlar, bu süreç içinde elbette bizi üzen durumlarla da karşılaştık. Bunlardan en kayda değeri "Neden yeniedebiyat" bölümümüzde de işlediğimiz üniversite camiasından beklentilerimizin gerçekleşmemesidir. Alaylı- Mektepli sinerjisinden oluşacak beklentilerimiz yerini maalesef derin bir hüzne bıraktı. Türkiye’deki edebiyatla ilgili bütün edebiyat fakültelerinde ve yüksek okullarında profesör, doçent, yardımcı doçent, okutman ve asistan olarak çalışan bine yakın hocamıza tek tek andığımız beklentilerimizi ilettik. Maalesef ki geri dönen bir elin parmağı kadar aksi seda dışında bize ulaşan olmadı. Bu noktada özellikle Bilkent Üniversitesi Profesörlerinden şerif Aktaş ve Gazi Üniversitesinden Dr. Gıyasettin Aytaş’a teşekkürü bir borç biliriz. Çünkü bu değerli iki hocamız bizlerle kurduğu kontaklarla değerli görüş ve önerilerini bizlerle paylaştılar. Sevgili dostlar, bu düşünce ve beklentilerimizden vazgeçmiş değiliz. Bir gün mutlaka bu sinerjinin yaşanacağına dair inancımız kaybolmadığı gibi bilenmiş vaziyette çoğalmıştır. Nice altı aylara dilekleriyle sizleri sitemizdeki yeniliklerle baş başa bırakmak istiyorum. Gazi Bozkurt www.yeniedebiyat.com editörü
|