|
Salı, 10 Temmuz 2007 |
|
Biraz “Kötülük Çiçekleri yazarını, Baudelaire’den bahsedelim. Baudelaire’i okurken Yahya Kemal’in deyimiyle, “dünyanın en büyük şairi” ni yazmayı esas alırken X Yayınlarından çıkan Nemci Naz beyin “Baudelaire Efsanesi”i temel aldık. Nedenine gelince birincisi, yazar Türkçeye kazandırılmış en geniş çaplı bir eserle okurunun karşısına çıkmış. ıkincisi, içine kendini katmış başka kitapların çok sınırlı olması idi. Birçok kitap tercümelerle yetinmiş. Bazıları da yeterince Baudelaire’i anlayamamış. Bazılarının da övgülerinin Baudelaire’in sanatının önüne geçmiş olması. Burada Necmi Nazın bazı değerlendirmelerine katılmadığımızı belirtmek istiyoruz. Özellikle “Yağmalanan şair Baudelaire” bölümünde geçen ve ülkemizin birçok kalburüstü şairi/yazarı içi söylenen pasajlara katılmamız mümkün değil. Bu şair/yazarlardan başta Necip Fazıl, Cahit Sıtkı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve ısmet Özel ile ilgili bazı keskin dilli değerlendirmelerde yazarın bazen maksadını aştığını düşünüyoruz. Yine kitaba ulaşabilen arkadaşlara bu bölümü hararetle tavsiye ediyoruz. Bunu bir paragrafla izah edelim. Adı yukarıda geçen şair/yazarlar Baudelaire’den hayli faydalanmış durumdalar. Buraya kadar bir şey yok, çünkü bu çok normal; ama Baudelaire’in “ıçe Kapanış” şiirinde, “ Derdim, yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;/akşam diyordun işte oldu akşam.” Dizelerini Cahit Sıtkı’nın “Abbas” isimli şiirinde “Haydi Abbas, vakit tamam;/Akşam diyordun işte oldu akşam.” şeklinde tek kelimeyi değiştirerek yazması işin vahametini ortaya koyuyor. Yerimizin mahdut olması nedeniyle bir şairden, bir yazıdan ne kadar ve nereye kadar esinlenebilinir; sınır neresidir gibi tartışmalara girmeyeceğiz ama bunu merak eden arkadaşların hayli fazla örnekle sunulan adı geçen bölüme müracaat etmelerini salık veririz. Sevgili Okur, Baudelaire’den ALBATROS mutlaka okunmalı. Neden Albatros’a gelince, şunu söylemek istiyoruz. Albatrosu okuyunca gözümüzün önünde Baudelaire’in hayatı bir film şeridi gibi geçti. Sanki Albatros, şairin yaşadığı çileyi özetliyor gibiydi. Sanırız ki siz de okuyunca bize hak vereceksiniz. Elbette şairin birbirinden güzel ve anlamlı birçok şiiri vardı. Onlardan birini de alabilirdik; ama hani derler ya, “Her okur şiiri, kendini aramak için okur” diye. Biz de sanırım Albatros’u okurken kaybettiğimiz bir şeyi bulduk da ondan onu beğendik. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğinde bulunmadan önce her ay seçtiğimiz şair ve yazarlar hakkında yazdığımız yazıların değerlendirilmesinin bizi ziyadesiyle memnun edeceğini söylemek istiyoruz. Yeniedebiyat.com’da kalmanız dileğiyle... Editör. 17.03.2006/Cuma
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 10 Temmuz 2007 )
|