www.hiperteknoloji.org
yeniedebiyat Advertisement
Salı, 07 Eylül 2010
 
 
Flaş Haber

Siz de yeniedebiyat.com'da yazmak ister miniz? İlgilenenler kısa özgeçmişlerini bize gönderebilirler.

 
KÜÇÜK HAYALLER KURMAK PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 19 Ağustos 2004

Yeniedebiyat, Edebiyatı Cedide’yi çağrıştırıyor; ama gerçekte bu çağrıştırma maksadını izah edememektedir. Çünkü Edebiyatı Cedide bir yıkışın resmiydi. Yerine yeniyi koyabilmek için… Daha doğrusu yıkılışın… Yeniedebiyat da bu yık(ılı)ış uğraşışı sonrası oluşan tahribatı gidermektir. Yanlış anlaşılmasın tipik bir Osmanlıcılıktan bahsetmiyorum. Bana göre Osmanlı ve ona ait her şey tarih oldu. Tarih olması dolayısıyla o süreçte hazmedilmesi ve değerlendirilmesi lazımdır. Öte yandan Edebiyatı Cedide de tarih oldu bir şekliyle. Bugün taraftarlığa hasbedilmiş serüvencileri olsa da yeni yollar ve yeni yıllar sonrası çok düşünüp sonrasını kurgulamanın zamanı gelmiştir. İste bu noktada yeniedebiyat düşüncesi ortaya çıkıyor ve çıkar.

Bu arada biz Edebiyatı Cedide’nin bir tahribat için çıktığını ve öyle yaptığını söylemiyoruz. Çıkışları kaçınılmaz bir arayıştı. Kaybedişin arayışı… İşte bu arayışın yıkışı belki de yanlış yerde aramanın sonucudur. Doğrusu böyle bir arayışın olması hem kaçınılmaz hem de zorunlu idi. Zorunlu idi çünkü ortada bir sorun vardı. Kaçınılmaz idi çünkü etraf “sis” ten görünmüyordu. En azından ufuk görünmüyordu. Ufuk görememek başlamaya büyük manidir.

Bu anlamda yeniedebiyatı milliliğe ya da yerelliğe ve giderek coğrafyaya bağlamak değil muradımız. Daha doğrusu bir bütünün bir parçasını temizlemek, düzeltmek, inşa etmek bize yetmez. Kandırmaz. Bütünün bütün köşelerini kaygılıyoruz biz aslında. Bugünlerde Türkçe ortak metinler arayışı söz konusu çünkü Türkler birbirleriyle konuşurken ya İngilizce kullanıyorlar ya da tercüman… Buradan Türkçecilik yapmak istediğimizi de çıkarmayın. Dedik ya bütünün bütün parçaları bizim ilgi alanımız.. Ortak bir dil mi arıyoruz. Arapçayı mı kastediyoruz ortak dilden. Hayır, maksadı Arapça ile halletmeyi düşünenlerden de değiliz. Eğer Arapça’dan Kur’an Arapçası kastediliyorsa o zaten ortak metin ve kutsal. Diğer Arapçalar ise bütündeki diğer dillerden hiçbir ayrıcalığı yok. Demek ki “Arapça” işi zor. Başka bir dili mi ortak dil almalıyız? Böylesi bir durum birçok tartışmaya kapı açar. İstatistik, tarih, antropoloji vs. Herkes işin kendiliğini ispatlama uğraşısına girer. Bu da bir şekilde süreci sıfırlamak, olanı ve olması isteneni yıkmak demektir. Belli ki  sorun ortak dil seçmekle de halledilmeyecek. Dilin içeriğinde, dillerin içeriğinde aramak gerek çözümü. Diri metinler yani…

“Diri Metin” nedir peki? Çok şey aslında, bizim de içeriğini tanımlayamadığımız bir şey… Acizlikten değil elbette… İhtiyaç nedirden… Peşin karar vermek istemekten… Yani üzerinde çok düşünülmesi gerektiğinden… Birkaç kelam edelim. Başlangıç olsun.

Bu noktada “diri” kelimesine yüklenmeliyiz ve en çok dikkat çeken “diri bedene”. Diri beden nedir? Ne anlatır bize? Diriliş değil, dikkat edin. Diri olma… yani ölmemiş, yok olmamış olma. Dirilişte bir gönderme, ötekilik var. Belki de kaçış… dirilikte bir berilik, kendilik var. Çözümü kendinde arama var. Diriliği arama var. İşte “Diri Metin”de olması gereken…Yani içeriğe yüklenme var. Kelimelerle değil bizim sorunumuz. Kelimeye takılmak gibi lükslerimiz yok. Neticede kelime onu ilk üretenin emeği. Kelime ölene kadar hizmet eder insanlığa ve meramına. Ölür kaçınılmaz. Bugüne kadar ne kelimeler ölmüştür dirilse idi bütün kelimeleri utandıracak. Peki, ne gelir elden. Diriltmek en azından bu dünyada mümkün değil. O halde geçelim kelimeleri. Öyle bir içerik ki Urduca’da aynı etkiyi yapacak, Arapça’da, Farsça’da, Türkçe’de, Fince’de, İspanyolca’da aynı etkiyi yapacak ve diri tutacak özü, ağaca ilkbaharda su verilmesi gibi canlandıracak, şenlendirecek.

  Not: “Dirilik”,  “Dirilişi” çağrıştırıyor değil mi? Dolayısıyla Sezai Karakoç’u… Öyle değil, onu da bir sonraki yazıda işleyeceğiz.

 

Gazi BOZKURT

21 Mart 2007/Büyükçamlıca

Son Güncelleme ( Salı, 17 Temmuz 2007 )
 
 
Top! -0.00002 sn. Top!