| ELİF ŞAFAK NEDEN BOYNU BÜKÜK YAZIYOR? |
|
|
|
| Perşembe, 29 Mayıs 2008 | |
|
Elif Şafak Orange Broadband Prize For Fiction ödülüne aday gösterilmiş. 20 adaydan biri. İngilizce yazan bayan yazarlara açık bu ödüle Elif Şafak Türkçeye Baba ve Piç diye çevrilen The Bastard of İstanbul’dan aday gösterilmiş. Orhan Pamuk’tan sonra Türklerin benzer ödüllere namzet olması alışılmış bir hâl oldu. Öncesinde de olurdu bu tür adaylıklar ama genelde sükuti hayal ile sonuçlanırdı. Yaşar Kemal müzmin adayımızdı her zaman. Adayımızdı derken Türkiye için dedim. Yoksa benim hiçbir zaman adayım olmadığı gibi “adamım” da olamaz. Uzatmayalım, uluslar arası ödül düzenleyiciler sanki daha fazla hevesliler Türk yazarlara. Orange Broadband Prize For Fiction, İngilizce yazan bayan yazarların aday gösterildiği bir yarışma. Bilinir, Elif Şafak, İngilizce yazıyor. Gerekirse, istenirse Türkçeye çevriliyor. Ben en azından adı geçen kitabın macerasının böyle olduğunu biliyorum. Elif Şafak, ODTÜ Uluslar Arası İlişkiler mezunu. Yani edebiyat dışı, “meslek” dışı bir anlamda. Hoş edebiyatçı olanlardan ne gördük ki? İmlacı onlar. Bakıyorum da edebiyat fakültelerinde yazar, çizer çıkmıyor neredeyse. Çıkanlar da birkaç sönük yıldız. Yazmaya ne başlamış Elif Şafak? Yüksek lisans ve doktorası da edebiyat dışı. Sosyal Bilimler, siyaset etkili olduğu alanlar tezlerinde. Ödül de almış yüksek lisans tezi. İlk romanını 1998’de yazmış. O da ödüllü. Sonra Yazarlar Birliği vermiş ödülü Pinhan’da dolayı. Sonrasında ses getiren kitaplara devam. Özgeçmişinde Avrupa ve ABD’deki gazete ve dergilerde yazdığını söylüyor bir süre. Öğretim üyeliği de yapmış ABD’de birkaç üniversitede. Oldukça parlak bir özgeçmiş. Birçok yazarı şımartacak bir özgeçmiş. Ama bakıyoruz Elif şafak’ta bu etkiyi yapmamış. Hatta fotoğrafına baktığımızda utangaçlık beliriyor yüzünde. Mahcupluk da var. Belki de umursayacağı, can atacağı bir özgeçmiş onu sıkıyor. Derdi değil anlaşılan bunlar. Karşılaştırma yapılmasına ne der acaba? Örneğin tek Nobel ödüllümüz Pamuk’la. Türk yazar dedim de sanırım Orhan Pamuk’un bu söze itirazı var. Ona sorulsa Türkiyeli yazar denilmesini tercih eder gibime geliyor. Önemli mi? değil elbette. Böyle düşünmemde Nobel ödülü sürecindeki performansı etkili şüphesiz. Orhan Pamuk’la Elif Şafak’ı kıyaslamak için önce ortak payda bulmamız gerekir. Çok okunmaları belki de tek ortak paydaları. Gerçi şimdilerde Türk okur Orhan Pamuk okumuyor. Dışarıda ehemmiyeti yükselmiş Nobel’den sonra. Nobel nelere kâdir. Ödüller işte bu nedenle yüzü soğuk gerçek okura. Edebiyat Bu ona ne gibi artılar eksiler getirdi, getirir bilinmez. Edebiyat okuru –gerçek- yazarını pek paylaşmayı sevmez gibime geliyor. Kendine ait olmalı. Popülerlik onlara göre değil. Belki keşfetmişlik onları bir nebze gururlandırır ama fark etmesini iyi ve çabuk bilirler. Acaba sırf bu yönden Elif Şafak’ın çok okunuyorluğuna nasıl bakıyor? Belki de sıkılganlığı ve mahcubiyeti bundan. Ya da iş üstünde yakalanmışlıktan kederli gibi duran yüzü suçüstü yakalanmış gibi. Öyle gizeme kalmış bir yazar niçin yazar? Ne yazacağı nasıl yazacağı bilinen bir yazar niçin yazsın ki eğer derdi para ya da şöhret değilse. Bu konumda uğraşmasına da gerek yok. Onun adına yazmaya kâdir çok insan vardır yayınevlerinin ellerinde. Öyle değil mi birçok şöhret yazarın yerine yazılıyor köşelerde, kitaplarda. Altına bir imza atmak kalıyor. Bir de kesilen çekmek bankadan. Söz uzadı. Elif Şafak’ın yerini başka konular aldı. Biz bir türlü neden İngilizce yazışına getiremedik bir türlü konuyu. Merak konusu. Niçin yazar başka bir dilde yazar? Elif Şafak’a bu sorunun sorulduğunu hatırlıyorum. Cevabını ise net hatırlamıyorum. İnternetten kolayca bulunabilir. Biz her ne kadar da konuk kişimiz Elif Şafak olsa da onun cevabından çok düşüncelerimize eğilmek istiyoruz. O halde Elif Şafak’ın cevabını kestirmeye çalışacağız. En azından bana anılan soru sorulsa idi ne cevap verirdi mi sıralayalım: · Kendimi rahat hissettiğim dilde yazmak istedim. · İngilizce yaygın bir dil. Daha çok insana hitap etmek istedim. · Türkçe anlatmak istediklerimi anlatmama yeterince hizmet etmedi. · Türkçe yazmak zor. · Kitabımı ABD’de yazdığım sıra bilgisayarımda Türkçe karakterler bilgisayarımda yoktu. · Vs. Daha birçok şey söylenebilir. Bunların çoğu niçin Türkçe yazmıyorsunuz sorusuna verilebilir. İngilizce yazmaya ne denir? ODTÜ’de okumuş. Edebiyat ana dalı değil hiçbir öğrenim sürecinde. Türkçenin anlatım gücü farklı. İngilizce dünyanın çağdaş dili. Öyle ya dünya İngilizce yaşıyor dünyayı. Borsanın, paranın, üretimin, istatistiğin dili İngilizce. Tüm bunlardan sonra diğer dillerde tüketim başlıyor üretilen her şeyi silip yutmak için. Yani tercüme ediliyor sonradan. Bu anlamda İngilizce birkaç adım daha önde en yakın dilden. Peki, Türkçe dünya dil liginde gerçek yeri neresidir? Düşüyor mu yükseliyor mu? Ne dersiniz? Belki imkân olursa Elif Şafak’a ikinci bir yazı yazabiliriz üsluba, içeriğe değin.
|
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 29 Mayıs 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






