| ŞİİR ARAÇ MIDIR AMAÇ MIDIR? |
|
|
|
| Çarşamba, 28 Mayıs 2008 | |
|
Şiir Araç mıdır Amaç mıdır? Ne zamandır kafamda bu soru var. Bende değil sadece… Nazım Hikmet bu soruyu son noktada araç diye cevaplamış. Hem de son demde beklenenin aksine Divan Edebiyatı’na yaklaşarak. Mevcut sorumuzu sadece kişiler bazında düşünmemek gerek. Örneğin Divan Edebiyatı’na da aynı soruyu sormak gerek, devamında Halk Edebiyatı’na da. Divan Edebiyatı’na tek başına sorulduğunda karar vermek zorken Halk Edebiyatı ile birlikte sorulunca Divan Edebiyatı’nda şiirin amaç olduğu izlenimi ortaya çıkmada zorluk yaşamıyor. O demde Halk Edebiyatı araçtır şiir. Halk Edebiyatı’nda şiir neyin aracı o zaman? Bunu sormak gerekiyor. Halk Edebiyatı’nda şiir öğretmenin, bilgilendirmenin ve inanmanın aracı olmuştur geçmişimizde. Bundandır Tekke Edebiyatı güçlü tutmuştur soluğunu halkın içinde. Yunus Emreler halka dini , şeriatı öğretmiş, yaratıcıyı hatırlatmış. Çoğunlukla bu iş ile iştigal etmiş Halk Edebiyatı. Dini Edebiyat değil sadece bu misyonla yola çıkanlar. Türküler de bu amaçla halkın dilinde dönmüş, dolaşmış. Hayatı, zorlukları, güzellikleri ve kolaylıkları öğretmiş, tattırmış halka. Bundandır ki Halk Edebiyatı okul olmuş geniş kırlıklara, köylere, kasabalara, uzak illere. Uzak iler değil sadece İstanbul dışı her yer… Peki neden kolayca Divan Edebiyatı için şiir amaçtır diyebildik. Sadece sık dokunmuş ince işçiliğinden değil elbette. Şairlerin aynı konulara, aynı temalara yarışırcasına yeniden yeniden girmesi, değinmesi ve mükemmeli aramaları da değil sadece böyle düşünmemizde. Kaldı ki konu aramak zaman olarak da önem olarak da sonradan olma, sonradan gelme bir mesele dar bir çevrede.- dar çevrede- buna itiraz edenler elbette olacaktır- dar çevreyi haydi İstanbul olarak alalım- terennüm ediliyor olması da Divan Edebiyatı şiirin amaç olduğunu bize anlatır. Aslında tek başına bu delil yeterlidir. Şiir üst bir dildir diye tanımlanırken elbette üstü sadece dilin imkanları açısından almamak gerekir. Üstlüğü, üst zümreler de dahil ederek düşünmek gerek. Hatta ilgi görmesi şiirin biraz da bundandır.- haydi itiraf edelim şairler, niçin şiir yazdığımızı, şiirle uğraştığımızı izah ederken.- isterseniz bunu biraz açalım. Aç bir insan için bir dilim ekmek çok şey ifade eder. Susuz bir insan için de bir yudum su… İnsanın öncelediği, öncelemek zorunda olduğu ihtiyaçları vardır. Bir öğün yemek ihtiyaçtır, büyükçe bir elmasa sahip olmak da. Bir yudum nefes olmazsa olmaz bir ihtiyaç. İşte temel ihtiyaçlarını gidermiş Osmanlı insanı, artık inci dizmenin ince işçiliğin derinliğine ve güzelliğine kavuşmuş bir insandır. Bu halde Divan Şiiri’nin ilmik ilmik örülmesi de çok normal ve olağandır. Bir devirdi yaşandı ve sonrasında bir sürü deprem, bir sürü felaket. Laf uzun biz günümüze getirelim. Günümüzde Medeniyetimiz bir dirilme, bir uyanış yaşamaktadır. Yıllar yılı kökünden, dalından suyu çekilen ağaçların kışlar gibi yeniden su sürülmekte, cemreler birbirini takip etmektedir. Sancı. Sancı bitmez. Bugün yaşananlar yarın bize birer anı, birer cep ajandası notları olarak dönecek ama çalışırsak, didinirsek. Yatmak yok. Yine istediğimiz noktaya gelemedik ama olsun konu dışı da değil zaten söylediklerimiz, yazdıklarımız. Günümüzde şiir araç mıdır amaç mıdır sorusunu sormak mümkün müdür? Öyle ya her şeyin yeri var, zamanı var. Konuyu uzatmadan günümüzde şiirin dağınıklığı, yokluğu, o muhteşem geçmişinin aranmışlığı sözkonusu. Bir gün şiir geri döner mi, dönerse nasıl ve nereye döner? -Çünkü batı da kaybetti şiirini- Nasıl döndürmeliyiz? Bütün bu soruların cevabı sanırım günümüzde şiirin araç olarak görülememesindedir. Bir çiftçi için elmas yontma gereci çok şey ifade etmez. Ona pulluk lazım, çift lazım, çubuk lazım. İşte biz şiiri yeniden kullanılabilen bir araca dönüştürürsek şiir yeniden gelir; şiir yeniden soframıza buyurur eğer istiyorsak. Nasıl mı? Düşünmek gerek.
|
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 28 Mayıs 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






