| ŞİİR VE DONDURMA |
|
|
|
| Perşembe, 23 Ağustos 2007 | |
|
ŞİİR VE DONDURMA Bir dostum, “Günümüz şiirini dondurmaya benzetiyorum.” demişti “Hani şu özel paketlerinde ve envai çeşitlerde satılan hazır dondurmalara…” Bende arkasını getireceğini beklediğim için hiç araya girmedim. Dostum devam etti: —Bu tür dondurmaları bir kere özel şartlarda muhafaza etmelisiniz. Örneğin eksi yirmi beş dereceden daha fazla sıcağa maruz kalırsa şekli bozularak albenisi kaybolduğu gibi besin değeri de düşmektedir. Sonra çok uzun zaman derin donduruculu buzdolabının ağzını açık tutmamalısınız ve direkt güneş ışıklarına temas etmemeli. Erir de ondan. Öte yandan çok müşterisi vardır. Başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin ilgi duyduğu bir üründür. Bir bakkal için de sürümü yüksek olduğu için oldukça karlı bir iştir dondurma satışı. Sonra kampanyaları, promosyonları ve teşvikleri ile hayli cazipte. Yani anlayacağınız alan da memnun satan da. Gerçi hazır dondurmalara çeşitli gerekçelerle itiraz edenler; karşı koyanlar da yok değil. En çokta itiraz doğal olmadıklarını düşünenlerden geliyor. Örneğin süt kullanmak yerine süt tozunu benimsedikleri dillendiriliyor. Ucuz olmasından. Renklendiricilerden rahatsız olanlar da var. Yabancı kökenli; sermayeli olduğunu düşünenler de var karşı koyanlardan. Piyasadaki dondurmanın sermayesinin ne kadarı yabancı sermaye ve ne kadar paramız yurt dışına çıkıyor bunu bilmiyorum; ama bu tür itirazcılar daha çok mahallelerinde yıllardır kendi imkân ve usulleri dondurma yapanları destekler nitelikte çoğu. Bu kişiler çocukluklarında yaşadığı heyecanı, sevgiyi, çocuklarının da yaşasın nostaljisi içinde olduğundan olmalı dondurma taleplerini yerel dondurmacılara havale etmektedirler. Sık sık televizyonda ve radyolarda yapılan dondurma reklâmlarında ülkenin önde gelen sağlık kuruluşlarında çoğu profesör titrli ve sempatik kişiler, “Çocuklarınıza bol bol dondurma yedirin. İçindeki kalsiyum ve minerallerle vitaminler çocuğunuzun gelişimine yardımcı olacaktır. Ayrıca steril şartlarda üretilmesi nedeniyle çeşitli mikrop ve bakterilerin üremesine izin vermemesi yönüyle ailelerin rahatlıkla çocuklarına “tükettirebileceği” son derece sağlıklı ürünlerdir.” demesine rağmen bazı aileler çocuklarının boğaz tahrişlerini artıracağı ve bademciklerini şişireceği düşüncesi ile çocuklarını hazır dondurmadan uzak tutmaya çalışırlar. Gerçi bazı doktorlar bademcik ameliyatı olmuş çocuklara ameliyattan sonra soğuk etkisi ile kanama vs’yi durduracağı hesabıyla herhalde dondurma yediriyorlarmış. Ameliyattan sonra da bol bol “tüketmesini” istiyorlarmış, dedi. Artık dostuma “Eee!” deme sıram geldiğini düşündüğümden öyle bir uzun “Eee!” çektim. Zira dinlemediğimi düşünebilirdi. Neyse dostum devam etti: —Bazı ebeveynler çocuklarının çok dondurma “tüketmesine” yukarıda sayılan negatif etkilerinden çok yerli dondurmaya göre hayli pahalı olması nedeni etkili olduğu için hazır dondurmaya itiraz ediyorlar. Bunun yanında hazır dondurmacıların tüpçüklerde sattıkları buzların sağlığa zararlı olduğu intibası da hazır dondurma satışına karşı geliştirilen argümanlardan. Tabi bu durum ne kadar doğru bilmiyorum ama her yerde olduğu gibi suiistimalciler burada da var konuşlanmış olabilirler. Bu pahalı bulucular gösterdiği davranışın ve tepkinin yanı sıra ailecek dondurmanın en büyüğünden, en pahalısından, en azından hafta sonu, alınarak parkta dondurma yeme seremonisini gerçekleştirdikleri vakidir. Bir de kilolukları tercih edenler var. Bu aileler alıp dondurmayı evde ailece yeme yolunu seçiyorlarmış. Nedense çocuklar bu halden ve bu dondurmadan pek hoşlanmazlar. Belki de bu tür kiloluk dondurmaların reklâmını yapanlar, genelde çocuk olmayan kişiler ve cıngılı düşük müziklerle izleyicinin karşısına çıktığı için. Peki, yerli dondurmacılar hakkında sen ne düşünüyorsun? dedim. —Ben kendimi yerli dondurmacının dondurmaları ile hazır dondurmalar arasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum. Niye diyen bakışımdan sonra dostum: —Şöyle. Yerli dondurmacıları tercih etsem eskilikçi olarak yaftalanacağım. Hazır dondurmaları tercih etsem sunîlik taraftarı görüleceğim. Öte yandan yerli dondurmacılarının da bizim çocukluğumuzdaki noktalarda olmadıklarını düşünüyorum. Bizim çocukluğumuzda başlamıştı ama dondurmacıların soğutucuları kullanmaları, tek tük de olsa eski usul dondurma yapan ustalar da vardı bizim mahallede. Babam anlatırdı. Özellikle Maraşlı ustalar (Biz Maraşlıyız. Bu notum size değil, okurlara, dedi, dostum.) dondurmayı şimdikilerden çok farklı yöntemlerle yaparlardı. Öncelikle iyi bir Maraş dondurması, Maraş’ın hemen çatısındaki Ahır (Ahir) Dağı’nda yetişen kekikleri yiyen keçilerin sütünden yapılır. Yiyenler bilir, başka illerde Maraşlı ustalarca da yapılsa Maraş Dondurması pek tat vermez. Ha bir de eskiler kardan yararlanırlarmış dondurma yaparken. —Nasıl? —Yine adı geçen dağdan getirdikleri karın soğukluğunu kullanarak. Bilirim, dağ yüksek olduğu için temmuz ortasına kadar kar erimez; kalır. Diğer zamanlarda da kışın kuyulara depo ettikleri karlarla yaparlar. Bir bilgi daha, bunu ben de yeni öğrendim: karın soğukluğunu; donduruculuğun artırmak için karın içine tuz atarlarmış. Sanırım hızlı erime ortamı daha soğuk tutuyor. İşte hâl böyle iken şimdilerde yerel dondurmacılar hazır dondurmacıların kullandığı derin dondurucuları kullanıyorlar. Gerçekten süt kullanıp kullanmadıklarını bilmiyorum. Rekabet edebilmek için onlar da süt tozunu seçebilirler. —Ney yani sen şimdi doğal yollarla ve sütten yapılmış dondurma yapmayı mı teklif ediyorsun insanlara? —Bilmem de zaten dondurma “tüketimi” artmış bunca insana nasıl yetiştireceğiz Ahir dağındaki kekikleri yemiş keçinin sütü ile yapılmış dondurmayı. Hem fiyatı? Maliyeti yüksek olduğu için fiyatı da fazla olur. Ayrıca ya bir Maraşlı usta çıkıp da iyi bir dondurmanın yapılabilmesi için Maraş havası, suyunu görmesi lazım derse ne yapacağız? —Dondurma meselesini en azından teoride hallettik de şiir demiştin. Ya şiiri ne yapacağız? —Nasıl yani? —Günümüz şiirini hazır dondurmaya benzetiyorum, demiştin. Ne gibi yönlerden açıklamadın. —Gerek var mı? Arif olan anlar. —Olsun sen yine de ipucu ver en azından. —Deneyeyim, hazır dondurma günümüz şiiri demiştik. Kar kullanarak soğutma ile yapılan Divan Şiiri diyelim. Yerel dondurmacıları da bir yönüyle “1980 Sonrası Türk Şiiri”ne, bir yönüyle halk şiirine benzetebiliriz. —Valla ben senin yerinde olsam ayrıntıya inerim. Zira iyi noktalara temas ettin. —Onu da sen yap. Şair olan sensin. —İnşallah… Atakent/23.08.2007 |
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 23 Ağustos 2007 ) |






