| YKY 2006 ŞİİR YILLIĞI |
|
|
|
| Çarşamba, 22 Ağustos 2007 | |
|
Kazım BİLGİÇ YKY 2006 ŞİİR YILLIĞI YKY’nin 2006 Şiir Yıllığına bakıyorum. Şubat 2007’de Kitap-lık Dergisi armağını olarak verilmiş. Belki bilirsiniz daha önceleri Mehmet H. Doğan hazırlıyordu. Uğraşısı zorluğundan mı yoksa bir ücret sorunu mu oldu acaba? YKY Mehmet H. Doğan yapmayınca Bâki Asiltürk’e teklif etmiş. Asiltürk 1969’lu. Yani genç kuşaktan. Aynı zamanda şair. Bir şiirini almış yıllığa, etrafına sorarak. Yıllık hazırlayanların ayrıcalığı olmadığının farkında. Daha önceki yıllıklara girmiş olması ve çevresinin onaylamış olması nedeniyle almış şiirini yıllığa. Saydım 115 şairin birer şiir var yıllıkta. YKY’nin diğer yıllıklarındaki geleneğe uymuş ve şairlerin doğum rakamı en küçük olanlardan yani en yaşlılarından başlamış. Gerçi yıllıklarda genellikle böyle. Bunun yanında bir iki yıllıkta böyle değildi. Ya karışık almışlar ya da önce gençlerden başlamışlar. YKY’nin ki daha doğru bence. Yine YKY’nin bir geleneğe daha uyarak İlhan Berk’i baş tarafa koymuş ustanın 918’li olması nedeniyle. Daha öncekilerde Fazıl Hüsnü Dağlarca hiç alınmazken Asiltürk yer vermiş Dağlarca’ya. Dağlarca daha önce Mehmet H. Doğan’ın boykotuna mı takıldı acaba? 2006 Şiir Yıllığı’nda Ece Ayhan’ın isminin karşısında (1931–2002) yazıyor. Onun dışında hiçbir şairin isminin karşısında iki tane miladi yıl gösteren rakamlar yok. Sanırım bir istisna. Ölmüş bir şair, yıllığa alınır mı? Almış Asiltürk. Şairlerin 58 tanesi 960 ve üzeri doğumlu. Yani yarısı. Mehmet H. Doğan’da bu dengeyi göremiyoruz. Örneğin 2002 Yıllığı’nda 57 tane 960 öncesi doğumlu şair varken 960 ve üzeri doğumlular sadece 27. Böyle bir denge olmalı mı? Belki de Asiltürk’ün genç olması onu anılan tercihe itti. Her ikisinde de yaşları tesbit edilememiş şairler var. Asiltürk’e daha fazla. Demek ki bunlar ulaşılamayan şairler. Belki de müstear isimle yazmalarındandır. Yine belki de yaşlarının küçük olacağı kanısıyla en sona alınmış bu şairler ve şiirleri. Ya bunlar 60 yaşında ise? Asiltürk yıllığın ön sözünde yıllıklarla ilişkisine temas etmiş. Ben bunu yapmayı hak ettiğime getiriyor, Yöntem konusunu işlerken. “Zaten titizlikle” yürüttüğü çalışmaları “kitap formatına uygun” olarak sürdüğünü, dergileri ve kitapları daha dikkatli okuduğun, adını duyup da ulaşamadığı dergilerin onu üzdüğünü söylüyor, devamında. Kitapta 750–800 civarında şiir ve ilgili kitapların adı zikredilmiş. Sanırım o yıl çıkanlar. İyi rakam eğer o yıl çıkanlarsa. Yine Asiltürk dergilerde “Poetik Yazılar, Tanıtmalar ve Söyleşiler’in “ isimlerini de almış kitaba. İşte başta kendi hazırladığı yayınevininin dergisi Kitap-lık, Varlık, Gösteri, Yasakmeyve, Virgül vs. olmak üzere Türkiye’de çıkan hemen bütün dergileri zikretmiş. 80 yakın dergi. Dikkatimi çekti, hiç internet sitesi adı anılmamış. Bakmamış demek ki oraya. Belki de haklı bakmamakta. İnsan yine de bekliyor. En azından belli başlılarını. Öyle ya ne kadar tartılırsa tartışılsın bir internet gerçeği var. Malzeme kirliliği görülse de çok insan oradan b/akıyor şiire. Oradan şiirleniyor. Bence bu durum zamanla olgunlaşacak. Belki 980 sonrası doğmuş biri. Bu arada 80’e yakın dergilerin bir defada kaç bastığını, kaç sattığını bilmiyoruz. Öyle bir bilgi yok. Belki de gereksiz. Ben isterdim bunu mesela. Geçenlerde Türk Edebiyat’ı dergisinin müdürü ile karşılaşmıştık. “2500 basıyoruz, çoğu elimizde kalıyor.” demişti. Varlık biraz daha basıyormuş. Dergah ise 500. düşünün gerisini. Bunlar kalburüstü dergiler. Acaba anılan dergilerden fotokopi ile çoğaltılan “öğrenci dergisi” var mı? Küçümsediğimden değil. Ben öğrenci dergilerini severim. Hele aşıp geleni başka… Her neyse bu konu çok su götürür. Biz geçelim. Asiltürk, kitabın ortasına doğru 2006’da Şiirin Durumu üst başlığı altındaki Genel Görünüm kısmında, “2000’li yıllar, Türk şiirinin yönelimlerinin görüldüğü, yenilikçi çabaların iyiden iyiye duyumsattığı bir dönem olarak tarihe geçecek sanırım. Bunda 1980 Kuşağı şairlerinin olgunluk süreçlerini tamamlanmış bulunmasının, şiiri yeni yönelişlere olan gereksiniminin kendini iyice belli etmesinin payı büyük. 1980’lerde gelenekle kurulan yatay ve dikey ilişkilerin yerini 2000’lerde daha farklı yaklaşımlar aldı. “ diyor. Bu yaklaşımlar nedir? Olsaydı adı yazardı herhalde. Yoksa aynı müphemliğin devam etmesini neyle açıklayacağız. Zaten Asiltürk devamında bundan vazgeçiyor. “…. Gelenekle ilişki kurulsa da belli isimler” üzerinden kurulmadığını söylüyor. Sonrasında Cemal Süreya’nın öne çıkarılamamasından şikayetçi. Benim sezgim sorunun, Türk Şiir’inin Sezai Karakoç’u aşamamasında. Burada Asiltürk’ün kızgınlığını duyumsar gibiyim. İyi ama Cemal Süreya kabul etmiyor muydu II. Yeni’nin muharrik gücü olduğunu. Aksini düşünenler Süreya’nın, Sezai Karakoç’un Balkon’unu değerlendirdiği yazıya baksınlar. Yine devamında Olaylar başlığı altında, “2006’nın 2005’le karşılaştırıldığında poetik tartışmalar bağlamında biraz sönük geçtiğini söyleyebiliriz. Burada “biraz” ile “söylenebilir” itirazlara karşı ve emin olmama nedeniyle olmalı. Yanlış. Tez değil tavır… Öyle ya da değil. Güvenmiyorsan kendine yazma. Yanlış çıksa bile “Ben öyle düşünüyorum.” dersin. Sonra devamında “2005’teki 1980’ler şiirinin tasfiyesi tartışması geniş katılımlı, çok esli bir tartışma yaşanmadı bu yıl.”ı ekliyor. Devamında da ihtiyatlı. Bir de 1980 Şiiri tasfiye edildiyse yeni şiir nerede? Öncekilerden farkı ne? Niye hâlâ şiirlerin altındaki isimler kapatılarak okunduğunda hep aynı şairin şiirlerini okur gibi oluyoruz? Yıllıkta şiir yarışma sonuçlarını da eklemiş, jüri sorunu ile birlikte. Link başlığımız Kısa Yorum olmasına rağmen uzun bir yazı oldu. Gerçi alıntıları ve aktarmaları hariç tutarsak yorumlar çok uzun sayılmaz. İsam/21.08.2007 |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Ağustos 2007 ) |






