www.hiperteknoloji.org
yeniedebiyat Advertisement
Salı, 07 Eylül 2010
 
 
Flaş Haber

Siz de yeniedebiyat.com'da yazmak ister miniz? İlgilenenler kısa özgeçmişlerini bize gönderebilirler.

 
ŞİİR NASIL GÜNCELLEŞİR? PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 5
Kötüİyi 
Çarşamba, 01 Ağustos 2007

                ŞİİR NASIL GÜNCELLEŞİR?

            Şiirin günümüz insanının hayatında olmadığını görmek ilk bakışta doğal olmayan hiçbir şeyin olmadığını düşündürüyor insana. Öyle ya şiir ve belki de edebiyat herkesin duyargasına takılacak, takılabilecek bir olgu değil. Hele sanatın yüksek frekansı bu anlamda kitleyi ister istemez dışarıda bırakıyor. Bu nedenle halk müziğini ve halk edebiyatını sanatın içinde değerlendirmeyenler çoğunlukta ve ben de buna birçok açıdan katılıyorum. Olsa olsa halk edebiyatına halk verimi ürünler denebilir ve bu nedenle tanımlamayı da değiştirmek gerekir: halk edebiyatı yerine halk verimi…

Tüm bunların yanında aklıma Lebid’in ve diğer Arap şairlerin dönemi ve yazdıkları şiirler geliyor aklıma. Arap Yarımadası’nda çoğu bedevi vaziyette yaşayan kabilelerin hayatlarından süzülen şiiri düşünüyorum. Kabileler arası ilişkiler diye özetleyebileceğimiz nedenlerle başta muallâka şairlerinin oluşturduğu bu şiir, hiçte kitle kültürü ile açıklanamayacak kadar dar ve alt ürün değil; aksine soylu bir şiir karşımıza çıkmakta.

            Demek ki şiirin oluşmasına kitlenin niteliği ve oluşturduğu ağ çokta önemli değil. O halde sorun kanımızca şiirin nasıl güncellenebileceği sorusunun cevabında.

            Bunun cevabının nasıl ki bedevi kabilelerin yaşantılarını, savaşlarını, her türlü etkileşimini anlatan şiirin, onların yaşadığı her şeyin bir özeti, bir kapısı, bir anlamlandırması ve bir bayrağı olarak ortaya nasıl çıktığında bulabiliriz. Zaten kelimeler açık, o halde nasıl olmalı? Öncelikle halk yaşantısını etkileyen ve çoğu programlanmış büyük olayların ele alınması gerektiği düşüncesi yerleşti zihnimize. Öyle ya bugün insanların sayısındaki artışın yanında, yaşanan onca kültürel veriyi yok sayamayız. Bu tekâmüle de tezat düşer. Küçük olaylara da bir gün sıra gelebilir; yazılanların çoğu da bunlar değil mi? Ama ulus devletin geldiği ve tıkadığı noktayı bu tür anlamlandırma ve çözümlemelere tabi tutarak insanların alışa geldiği durumu harekete geçirebiliriz. Tâbi ki bu anlamda sanatın ve bu şekliyle şiirin seviye kaybetmesine müsaade etmemek gerekir. Çünkü kitleyi çekebilme veya kitleye inebilme kaygısı bize hep bunu dayattı. Öyleyse güncel bir konunun veya etkinin şiirin veya sanatın ödün vermeyen dili ile örülmesiyle, temayı kitleye tanıştırma fırsatını kullanabilmeliyiz. Öyle ya kim çabucak girivermiş sanat evine, uğraşısız, beyin zonklatmadan. İşte bu güncellik çekecek onları. Ha bu biraz sinekleri hapsetmek için önlerine bal vermeye benziyor; ama azizim en azından niyet iyi. Öyle ya sanatın doz aşımının kimseyi öldürdüğü veya sakatladığı görülmemiştir. Olsa olsa birkaç dakika veya saatin kaybı ile sonuçlanır bireyin hayatından. Nelere vakit kaybediyoruz, vakit geçirmek adına, öyle değil mi?

            Gelinen noktada şiirin nasıl güncelleşeceği yerine ne ile günleşeceğine vardık. Nasıllığına da ileride bakalım.

                                                                                              01.08.2007/Safranbolu

Son Güncelleme ( Pazar, 19 Ağustos 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
 
Top! 0.00006 sn. Top!